OHAL ve Eğitim Politikası


Bugün uyandım, gayet neşem de keyfim de yerindeydi. Kahvaltımı yaptım, sabah kahvemle beraber şöyle bir gündeme baktım ve içim kapkara oldu. Bir iki yazı okumak yetti bunun için gariptir ki… Aslında niye garipsiyorsun diyebilirsiniz. Açıkçası, ben kendimi garipsiyorum çünkü kendimi diğerleriyle kıyaslıyorum. Kendim başta olmak üzere herkesi yargılıyor ve soruyorum: Eğitim politikasının bu kadar köksüzleşmesine neden ve nasıl müsaade ediyoruz?

Sizi bilmem ama ben “Olağanüstü Hal” durumunda neden Eğitim gibi daha stabil ve sabit bir politika alanına el atılır anlayabilmiş değilim. Fesat, art niyetli bir insan olsam altında başka şeyler aramaya yönelirdim ama bu hem desteksiz atmak, hem suçlamak, hem de güvensizlik olurdu. Bugün, ben kendimi aşıp hayatımda bir kez olsun inanmaya çalışıp, kendi gördüğümü ifade edip, belki de sade bir vatandaş olarak vazifem olarak gerekli gördüğüm uyarıları yapacağım.

Deniyorum, haber okuyup deniyorum anlamayı… Fotokopilerle okuyan milyonları, bir anda tüm düzenleri değişen öğrenci ve öğretmenleri okuyorum; ki bunlar sadece son bir iki günde Eğitim konusunda basına yansıyan haberlerden sadece bir iki yansıma. Bu kadar anlık, plansız olamazsınız söz konusu Eğitim ise çünkü bu alan yarına yapılan bir yatırımdır ve ne kadar sabit, köklü, bilime ve temele dayalı olursa o kadar verimli sonuçlar alırsınız. O kadar karakterli, sağlam, güvenli ve her şeyden önemlisi mutlu, aydınlık nesiller yetiştirirsiniz. Eğitim denilen hadisede, küçük bir insanı alıp bir yetişkin çıkarmak gibi süreç vardır. Dolayısıyla her türlü siyasi ideolojiden, dini inanıştan, çıkar oyunundan bilhassa uzak tutulması, hassasiyetle korunması gerekilmesi bir alandır. Şekillendirmek kimsenin işi değildir, buna o küçük insanın kendi süreci karar verir; önemli olan ona hayatı boyunca ihtiyaç duyacağı bilgi ve donanımı kazandırıp, bu süreçte kendi iyisini, doğrusunu bulması için onu cesaretlendirmek ve desteklemektir. Eğitimin işi de, gücü de, tüm uğraşı da budur bence: mutlu ve kendini gerçekletirebilen yarınlar.

Görüyorsunuz, eğitim konusunda tüm görüş ve inanışlarım bu şekildeyken ne kadar denesem de inanmayı, yapamıyorum. Söz konusu yarınlar ise anlık politikalarla, kararla, yap-boz düzeniyle çarpık bir nesil yetiştiyor olmalarından endişe duyuyorum sadece. Veli, küçük insanlarla şöyle ya da böyle bir bağlantısı olmayan kaç kişi anlatabilir bugünkü eğitim sistemini? Bu bizim mi yoksa siyasetçilerin ayıbı mı? Reform üzerine reform yapıyoruz diyeceklerine on yılda sadece bir ama esaslı bir değişimi tercih ederdim çünkü en azından sistemin sağlıklı bir omurgası olduğunu iddia edebilirdim. Aslında darbe üzerine darbe yaptılar da biz fark etmedik belki de…

Eğitim konusu bu kadar hassas ve önemli bir konu ve, ben siyasetin, ideolojinin, çıkarın girmemesi gereken alanlardan biri olarak görüyorum. OHAL kapsamında eğitime bu kadar müdahale etmeyi de anlayamayarak, merciilere olan güvenimin zedelenip, sorgulamamın ciddi bir ivme kazandığını itiraf etmek durumundayım. Özellikle velilerin seslerini duyuramadıklarını, merciilerin onları kaale almadığını okudum, okul girişlerinde tomalar gördüm ve kahroldum. Nereye doğru gidiyoruz? diye sormadan edemiyorum. Ya siz? Yoksa hala sormayanlardan mısınız? Öyleyse, ne mutlu size!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s