Toplumumuza Yön Veren Davranışlar – 1


İtiraf ediyorum; ben o çoğunluktanım. Hani kendini, görüşlerini ve savunduğu değerleri bir türlü politik düzlemde görememiş ve bu nedenle geleneksel bir seçim yapan kalabalık var ya, işte ben onlardanım. Ne kazanması, ne de kaybetmesi kolay bir oy’um; öyle garip, kemik bir oy’um işte. Kötünün iyisi diye diye, bir razı olmuşlukla basıp durdum içime sinmeden “Evet” diye.

Bugüne kadar hangi parti hüküm sürerse sürsün, hangi ideoloji yönetirse yönetsin, bırakın belli bir refah ve kültür seviyesine ulaşabilmeyi, neden oy vermenin önemli olduğu ve nelere dikkat edilmesi gerektiği bilinci bile kazandırılamadı Türk toplumuna. Bugünkü totaliter eğilimlerin hüküm sürmesinin de en önemli nedeni budur. Toplumca, devletin bize karşı sorumlu bir kurum olduğu bir organ olduğu bilincine asla varamadık; bizim vergilerimizle bize hizmet için yaşadığını idrak edemedik; eksik gedik olduğunda talep edemedik, kendimizden üstün gördük. Çoğalıp tek bir ses olamadık haklı davalarımız uğruna. “Devlet Baba” diye bir söylemimiz bile var. Böylesine mafya vari, asimetrik bir ilişkide biz baştan kaybetmeye oynamışız. Vergi, aldığımız hizmetler için ödemeyi kabul ettiğimiz bir bedeldir ve tüm kamu personeli, seçilmiş ve atanmışlar bizim en iyi çıkarımız için çalışmakla yükümlüdür. Dolayısıyla, sorun yine toplumsaldır ve nedeni de açıktır.

Geçtiğimiz günlerde Türkiye’de yapılan sosyolojik bir araştırmaya göz gezdirdim. Bu araştırmaya göre AKP seçmeninin tercih nedenin arkasında yatan en önemli nedenlerden biri “Sınıf Atlama Rüyası”ymış. Anlıyorum, o kitleyi anlıyorum; kendi için yapabileceği bir tercih bu. Fakat tanımı biraz daha inceleyince sadece lüks araçlara binmek, tüketim yapabilmek vb. İçi bana politikadan hayli uzak gelen, bireysel bir gaye gördüm. İşte o an anladım. Biz Türkler, her şeyin iyisine, güzeline sahip olalım ama hep kısa yoldan ve bir katakulli ile olalım peşindeyiz. Daha koyduğumuz trafik kurallarına uymaktan aciziz. “Şark Kurnazlığı” her birimizin iliklerine işlemiş. Bu bağlamda, hiçbir çaba harcamadan, kısa yoldan zengin olalım derdinde kitleler… “Fair Play” yani “İyi Olan Kazansın” türünden donanım, kıyasıya bir rekabet, emek ve alın teri gerektiren bir hayat bizim için değil. “Devlet Baba” bana da pastadan bir pay versin bu bana yeter anlayışı hakim ülkede.

Halbuki bir söyleyiş vardır: “Özgürlük Sorumluluktur”. Bunu bir düşünün; özgür irade ile aldığınız her kararın sonucuyla yüzleşmeyi otomatik olarak kabul edersiniz. Bu nedenle sorumluluktur özgürlük. Fakat toplumca bizim “Şark Kurnazlığı” diye yukarıda bahsettiğim tanımda sorumluluktan öyle bir kaçış vardır ki, özgürlük olarak görülen sınıf atlama da aslında paralı bir uşak olmaktan başka bir şey değildir. Bu topraklara aidiyet yok bu anlayışta, toplumun değerlerine sahip çıkma da yok, yarınları düşünmek ve güvence altına almak da yok. Sorumluluk almıyor, sadece itaat ediyor ne denilirse… Çocuğum nasıl yetişirse yetişsin, ne giyersem giyeyim, ülke elden giderse gitsin yeter ki cebimde param, altımda arabam ve başımı sokacak bir evim olsun… Kimseyi suçlayamıyorum, bu durum hepimizin ortak ihmalkarlığıdır çünkü hayat fazla pahalı ve TL’nin satın alma gücü günden güne düşüyor gibi türlü gerçekler de var. Ama unutmamak lazım, “alışmış kudurmuştan beterdir.”

Bizler yakın geçmişte de bugün de hiçbir şey için yeterince mücadele etmedik, sorunumuz bu. Toplumsal belleğimiz de aşırı zayıf. Kazanılmış zaferlerle dolu bir modern tarihimiz de yok, küçük yerel mücadeleler verip kazandığımızda yerel haber olabiliyoruz ancak. Demokratik bir şekilde devletten ya da otoritelerden haklarımızı istemeyi bilmiyoruz, bildiğimiz takdirde de fişlenip çapulcu oluyoruz. Sorun burada, kendini,yerini ve konumunu bilmeyen siyasi erkanda. Bizler olmadan onlar bir hiçler. Bunu unutmamak ve unutturmamak lazım. Duyarlı, toplumun istinasız her kesimini duyabilen, uzlaştırabilen, kendine ve doğrusuna haddinden fazla güvenmeyen, dikte etmeyen, baskılamayan, ne için orada olduğunu unutmayan, gerçek anlamda hizmet eden, günü kurtarmayan, eleştiriye açık bir Türkiye’nin ve siyasi erkanın hasreti içinde yaşarken artık toplumca en azından siyasi tercihlerimiz konusunda da daha sağlam ve temelli olmalıyız diye düşünüyorum. Bana somut konuşur musunuz? Nedir planınız? diye sorabilmeliyiz artık bu erkana, rüyalarla kandırma artık beni diyebilmeliyiz.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s