Türkiye’de Kahveye Karşılık Çay Kültürü ve Çeşitli Yaklaşımlar


Farkında olmasak da sıcak içecek tüketimi gündelik hayatımızın vazgeçilemeyen, önemli bir parçasıdır. Bir yanda soğuk kış günlerinde içimizi ısıtmak, sıcak yaz günlerinde de hararetimizi almak gibi bireysel ihtiyaçlarımızı, diğer yanda da sevdiklerimizle vakit geçirmek gibi sosyal ihtiyaçlarımızı karşıladığımız bir araç olarak sıcak içecek tüketimi hayatımızda kayda değer bir yer alır.

Sıcak içecek tüketim zincirini ve toplumsal etkilerini incelediğimde yukarıda bahsi geçen sembolik değerin yanı sıra toplumsal etki bağlamında ekonomik, kültürel ve hatta siyasi alanlarda yadsınamayacak rollere sahip olduğunu iddia etmek yanlış olmayacaktır. Dahası, Türkiye’de ağırlıklı olarak kahve veya ağırlıklı olarak çay içmeyi tercih eden bireyler arasında sembolik değerlere bağlı birtakım farklılıklar olduğu ve bunu durumun toplumsal değişimi açıklamada bir yön olabileceği kanısındayım. Son hususta yer alan argümanlarım sınırlı zaman ve kaynak imkanları nedeniyle kişisel görüşlerim ve varsayımlarım olarak yer alabilir; ancak yine de teknolojik imkanlar elverdiğince argümanlarımı kaynaklarla desteklemeye çalışacağım.

Sıcak içecek tüketim zincirini incelediğimde, üretim ve tüketim zincirinin özünde sosyo-ekonomik olarak farklı sınıfları bir araya getirdiğini görüyorum. Üretim aşamasını tarımla uğraşan ve sosyo-ekonomik olarak görece daha düşük gelirli kesim gerçekleştirirken, lojistik, satış ve tüketimi safhalarında genel olarak farklı toplumsal sınıfların neredeyse tamamını kapsayıcı bir toplumsal zincir olduğu iddia edilebilir. Kahve temelde zengin ülkelerde tüketilir ama en çok yoksul ülkelerde yetiştirilir (Giddens & Sutton, 2013, s. 7). Buradan yola çıkarak Giddens, kahve üretimi, taşıması ve dağıtım aşamalarının uluslararası boyutta, birbirinden çok uzaklarda olan insanlar arasında sürekli bir iletişim ağı olduğundan da bahseder (Giddens & Sutton, 2013). Benzer bir yaklaşımı Türkiye’de çay üretim-tüketim zincirinde de görmek mümkündür. Türkiye’nin Doğu Karadeniz bölgesindeki çay üretimi halkın genel geçim kaynaklarından biri olup, lojistik ve tüketim açısından ülkenin temel ihtiyacını karşılayacak bir hacme sahip olduğu düşünülmektedir. Çay üretimi kırsalda yaşayan bölge halkı, toplayıcılık kimi zaman dönemsel işçilikle yapılmakta olup, ülkenin kuzeyinden tüm bölgelere yayılan bir ulaşım ağını ve hanelere penetrasyon kuvveti göz önünde bulundurulduğunda toplumdan her kesimin bir şekilde çayla ilintisi olduğunun yadsınamaz bir gerçek olduğu ortadadır. 

Benzer bir doğrultudan yola çıkarak, sıcak içecek tüketim alışkanlıklarının hız kazandığı dönemin kolonileşme ve dünya ticaret ağının genişlediği dönemine tekabül ediyor olmasını uzun soluklu bir toplumsal, siyasi ve ekonomik gelişmelerin sonucunun bir göstergesi olarak görmek yanlış olmaz. “Çay, muz, patates ve beyaz şeker gibi Batı’nın beslenme düzeni içinde olduğu bilinen içecek ve yiyecekler yanında kahve yalnızca 1800’lü yılların sonlarından itibaren yaygın olarak tüketilmeye başlamıştı (Giddens & Sutton, 2013, s. 7). Dahası, kahvenin çıkış noktasının Orta Doğu coğrafyası olduğu bilinen bir gerçektir. Bugünlere geldiğimizde ise, kalite bakımından en verimli kahvelerin bir zamanlar koloni olan Güney Amerika ve Afrika ülkelerinden geldiği de bilinen bir başka gerçektir. Bu bağlamda çay da kahve de modernleşme ile ithal edilmiş ve kültüre yerleşmiş bir tüketim alışkanlığı olarak kabul edilebilirler. Sıcak içecek tüketiminin vücut ısı dengesi sağlamasının yanı sıra, tüketim çeşitliliğini arttırmış olduğu gözler önündedir. Tüm bu gelişmeler değerlendirildiğinde, çay-kahve tüketim kültürünün, modernleşme süreci ile kahvenin üst mertebelerden gelen bir statü kültürü açısından sembolik bir değer taşıdığı, yaşanan ekonomik, siyasi ve teknolojik gelişmelerin zaman içerisindeki katkısıyla, globalleşerek toplumların daha düşük gelir seviyeli katmanlarına nüfuz ettiği sonucu çıkabilir. Özellikle, 1970’li yıllardan itibaren Starbucks’ın ve benzeri kitlesel, hızlı tüketim odaklı kahve mekanlarının önce Kıta Amerika’sında olmak üzere Dünya’ya zamanla açılımı ile boyut atladığı da iddia edilebilir.

Küreselleşme ve teknolojik evrilmenin son demlerinin etkisi olarak Kahve tüketimi bir sembolik birtakım değerler kazandığını iddia etmek yanlış olmayacaktır. 1950’lerden sonra evde hızlı tüketim ürünü alternatifi olarak sunulan granül kahvelerin pazardaki payını azaltan bir faktör olarak, seri ve hızlı bir şekilde ve düşük fiyatlarla tüketiciye ulaşma gücü olan espresso bazlı kahveler 1970’lerde ABD’de yerini almaya başlamıştır. Belki de bir pazarlama stratejisi olarak bu kitlesel kahvecilerin sunduğu “al-git” imkanının, modern toplumun dinamikleriyle bir toplumsal olgu olarak uyumlu olduğunu söyleyebilirim. Birkaç dakika içerisinde lezzetli, kafein uyarıcısı ile zihin açan kahvenizi alıp güne başlamak gibi rutin yerleşmesi gerek sanatsal yapıtlarda gerekse gündelik hayatımızda sıkça rastladığımız bir durumdur. Uyumaya veya hazırlanmaya daha çok vakit kalması, elde taşınarak yürüyerek ya da taşıtlarda tüketilebiliyor olması gibi pratik gerekçeler, kahve tüketimini beyaz yakalı toplum kitlelerinde yayılımını kolaylaştırarak bir statü simgesi, etiketi haline kısa zaman içinde getirmiştir.  “Akşam çok çalıştım, sabah kahve hazırlayacak vaktim yoktu, yolda gelirken aldım.” Gibi sosyalleşmede kullanılan bir takım aşina olduğumuz cümleler bir bakıma hayatımızın verimlilik, çalışkanlık ve başarılı olmak için verdiğimiz ödünlerin sembolik etkileşimin bir yansıması olarak karşımıza çıkmaktadır. Cep telefonlarının hayatımıza girmesiyle birbirimize ısmarladığımız “al-git” kahvelerin beyaz yakalı kesimde organik bir dayanışma yaratarak yerini garantilemeye başladığını iddia etmek de sakıncalı görünmemektedir. Bu süreçte elde ettikleri kazançlarla dış pazarlara açılabilecek kadar sermaye elde eden “al-git” kahveciler, yayılımlarını güçlendirerek, istihdamın daha ucuz, tüketimin daha fazla olabileceği Türkiye gibi ülke pazarlarına 1990’ların sonlarında 2000’lerin başında yapmışlardır. 

Bu esnada çay, Türkiye’de üretiminin ülke genelinde yaygınlığı, görece düşük maliyeti ve geleneksel rolü nedeniyle tüketim açısından en çok kullanılan sıcak içecek ürünüdür. Dünya’da üretilen kuru çay ihtiyacının %4’ü Türkiye’den karşılanmaktadır. Ayrıca yıllık kişi başı dört kilogramlık tüketimle Türkiye, çay tüketimi açısından Dünya genelinde başı çekmektedir. Bu durumda geleneksel rolün ve demleme yönteminin özelliği önemli faktörlerdir. “Kendine özgü demleme yöntemiyle Türk çayı olarak literatürde yer almıştır” (SÜREN & KIZILELİ, 2021). Ayrıca, “çayın Türk kültüründe yer alması 19. Yüzyılda olmuştur. Kökeni Asya olan çay, ticaret yolları ile Türkiye topraklarına Avrupa’dan önce ulaşmıştır” (SÜREN & KIZILELİ, 2021). Dahası, Türkiye’de alkolsüz içeceklerin bütçedeki payı %3,8 iken bu payın içinde çay, kahve ve kakaonun payı %3,2’dir (SÜREN & KIZILELİ, 2021). Son olarak, başka bir araştırma bulgusu hane halkının aylık sıcak içecek tutarının hane başına ortalaması 18,5 TL iken, soğuk içeceklerin aylık ortalama tutarını 20,8 TL olarak tespit etmiştir (SÜREN & KIZILELİ, 2021). Çayın, Türklerde yaklaşık 100 yıllık bir geçmişi ve geçmişi çaydan daha eskiye dayanan farklı içecekleri olsa da çay, en sevilen içecek olarak kabul görmüştür  (SÜREN & KIZILELİ, 2021). Günümüzde evlerde, çay ocaklarında, kıraathanelerde, çay bahçelerinde, kafelerde, restoranlarda günün her saatinde tüketilen bir içecektir (SÜREN & KIZILELİ, 2021). Türk çayı, bardağa uygun küçük bir kaşığı ve altında tabağı da bulunan kendine özgü̈ “ince belli” çay bardağında tüketilir (SÜREN & KIZILELİ, 2021). Görüldüğü üzere, sıcak içeceklerin görece daha düşük maliyetli olması, çayın Çin vb. ülkelerden ticaret yoluyla erken ulaşması ve ülkenin üretimdeki payı nedenleri ile çayın Türkiye’de temel sıcak içecek tüketim gıdası olduğu ve Türkiye’nin yerleşik kültüründe belirleyici bir rolü olduğu iddia edilebilir. Türkiye’de çay tüketiminin yerine dair alıntılama yaptığım bu kaynağın çıkış noktası “T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın Türkiye’nin tanıtımı için geliştirdiği bir kampanyada tanıtım amacıyla kullandığı ayran, boza, salep, çay, Türk kahvesi, şerbetler ve rakı gibi geleneksel Türk içecekleri” (SÜREN & KIZILELİ, 2021) olarak tanımlanmıştır.

Görünen o ki, Türkiye’de “al-git” diye pratik bir tanım yaptığım global kahve kültürü ile geleneksel çay kültürü son dönemlerde bir rekabet içindedirler. Dahası bu rekabet aslında Türkiye Cumhuriyeti’nde toplumsal kutuplaşmanın bir simgesi olarak bile görülebilir çünkü “kahvehane” adını verdiğimiz mekanların sunduğu sosyal ve materyal imkanlarla ile global çapta markalaşmış “kafeleri” karşılaştırdığımda Türk toplum yapılanmasında iki kitlesel kutup ile karşı karşıya kalıyorum.  Bu bağlamda “kahvehane”, Türk toplumunun kırsalının veya kırsaldan kente göç etmiş veya kendi geleneklerine tutunma yoğunluğu açısından görece daha muhafazakâr olarak tanımlanabilecek kesimin sadece çay veya Türk kahvesi içerek sosyalleşme ve bireysel ihtiyaçlarını giderdiği bir ortamı sembolize etmektedir. Geleneklerine tutunma yoğunluğu burada önemli bir husustur çünkü bu durumun yaş, eğitim seviyesi ve ekonomik imkanlar doğrultusunda şekillendiği görüşündeyim. İnsanın yaş aldıkça taraf olduğu ya da inandığı görüşlere tutunma gücünün; eğitim düzeyi arttıkça farklılıklara açıklığın ve bireysel ekonomik refah seviyesi arttıkça harcama kalemlerinin çeşitlendiğini düşünüyorum. Diğer yandan “markalaşmış kafeler”, kent kültürü içine doğmuş, görece daha belirgin bir eğitim ve refah seviyesinde yani geleneklere tutunma yoğunluğu daha az olan kitlelerin bireysel ve sosyalleşme ihtiyaçlarını giderdiği bir ortamı sembolize etmektedir. Bu tür mekanların Türkiye’de yaygın olan “oturma kültürü”ne adapte olarak, konforlu ortamlar sağlamaları özellikle aileleri ile yaşayan gençlerin buraları benimsemesinde önemli rol oynamıştır. Öyle ki, dünya devi kahve markalarının Avrupa’da en fazla şube sayısına sahip olduğu ülkelerden birisi Türkiye’dir (Uçuk & Buyruk, 2020). Bu durum küresel ve yerel kahve zincirlerindeki tüketimde bireye göreli bir ‘özel alan’, ‘özgürlük’, ‘kişisel oyun alanı’ sunulması seklinde kendisine yer bulur (Akarçay, 2012). Bu mekanlara giden kitlelerin benimki gibi düşünsel bir boyutta analizi yerine sosyo-ekonomik statüler ve siyasal görüşlerle mekânsal tercihin karşılaştırıldığı bir saha çalışmasının sonuçlarının paralellik gösterebileceği görüşündeyim çünkü ‘özel alan’, ‘özgürlük’ ve ‘kişisel oyun alanı’ gibi bireyselliği vurgulayan ihtiyaçların dile getirilmesi Türkiye’deki “liberal görüşlü” kesim için görece daha kolaydır.

Yukarıdaki görüşler ve bilgilere bağlı olarak, kahvehanelerin yaygınlığının azalması ve markalaşmış kafelerin artması büyük bir ihtimalle ekonomik anlamda küreselleşmenin bir sonucudur ancak Türkiye’de toplumun modernleşmesi ile ilgili herhangi bir izlenim elde etmek açısından yetersizdir. Kaldı ki, modernleşme veya geleneksellik gibi kavramlara pozitif veya negatif bir anlam yüklemek gibi bir amacım yoktur. Bu haliyle sadece bir toplumsal değişim yaşandığı, Türkiye’de sıcak içecek tüketim alışkanlıkları üzerinden gözlemlenebildiği, alışkanlık ve rutin olarak toplumsal kutuplaşmanın sembolik etkileşimlerinin bir göstergesi olabileceği sonuçlarına varabiliriz.

Kaynakça

Akarçay, E. (2012). Kâh Kahvehane Kâh Café: Küreselleşen Eskişehir’de Kahve Tüketimi Üzerine Kuramsal Bir Giriş. Galatasaray Üniversitesi İletişim Dergisi, Özel Sayı(2), 181-202.

Giddens, A., & Sutton, P. W. (2013). Sosyoloji. Cambridge, İngiltere: Polity Press Ltd.

SÜREN, T., & KIZILELİ, M. (2021). Geleneksel Türk İçecekleri. AHBVÜ Turizm Fakültesi Dergisi, 46-71.

Uçuk, C., & Buyruk, L. (2020). POSTMODERNİZMİN TÜRK MUTFAK KÜLTÜRÜNE ETKİLERİ ÜZERİNE KAVRAMSAL BİR DEĞERLENDİRME. Gastroia: Journal of Gastronomy and Travel Research, 270-286.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s