Veda Etmeden Vedalaşmak


İçimden bir ses o gün “gitme” dedi ve sabah verilmiş hızlı bir kararla yöneticime işe gelemeyeceğimi haber verdim. Apar topar annemi arayıp, o gün onu yalnız bırakmayacağımı söyledim. Onu yalnız bırakmak istemeyişimin aslında birden çok nedeni vardı. Bir kere o da ameliyatlıydı ve hastaneye bu gidiş gelişlerimiz onu hırpalamaya başlamıştı. Umutlarımız bir havada bir yerde, şaşkın şaşkın ortalıkta dolanıyorduk. Diğer yandan işe gidip sonra trafik saati oraya geçmek çok hırpalayıcı olacaktı. Üstüne üstlük gün içerisinde kafamı ofiste işe vermekte zorlanacaktım ve tüm günün yorgunluğu üzerimdeyken daha da karamsar olma ihtimalim vardı. Başka bir yandan ise doktorlarla annem iletişimdeydi; bilgileri ondan alıyorduk ama kulaktan kulağa oynamak gibi geliyordu bu durum bana… Mümkünse doktorların dediklerini bir de ben dinlemek istiyordum. İşte tüm bu nedenlerden ötürü o gün içimdeki sesi dinleyip işe gitmedim.

Her şey nasıl olması gerektiği gibi olmuş şu an aklım almıyor… Hastaneye vardığımızda annem ve kuzenime doktorlarla görüşme esnasında orada olmak istediğimi söyleyebildim. Onlar da sağ olsunlar olur dediler. Benim açımdan bu durumu ifade etmek oldukça güç oldu çünkü özümde annemin anlattıklarıyla yetinemiyordum. Babamın gayet normalken birden kötüleşip yoğun bakıma alınması bana bir şeylerin ters gittiğini gösteriyordu ama kondurmak istemiyordum hiçbir olumsuz haberi… O yüzden doktordan da objektif gerçekleri dinleyeceğimizi hissedermişçesine yoğun bakım ünitesine indik.

Bir insanın vücut dili aslında ne kadar çok şey söylüyormuş, şu an idrakine varıyorum. Bir öyle bir böyle toparlanan kollar ve sürekli jest yapan ellerle, iki dudağın arasından çıkanların ucunda bir hayat olduğunun son derece farkındasınız ve olabildiğince nötr bir konuşma yapmak durumundasınız düşünsenize… Doktorlarımızın hakkını ne olsa veremeyiz, belki de adamcağız hayatının en zor açıklamalarından birini yaptı ve bunu yaparken karşısındaki bu üç kadının ne çok umutlanmasında ne de karamsarlaşmasında katkı sahibi olmak istemedi. O adamcağızın olduğu konum, yaşayanların anlayabileceği bir durum sadece. Bu nedenle Türk doktorlarının yeri bir başkadır. Geçen diyalog bize ve ailemize o kadar yabancıydı ki, ne soru sorabildik; ne de başka bir şey yapabildik. Sadece uzun uzadıya ve enine boyuna yapılan açıklamalardan kendimizce anladığımız, o an babamızın bir mücadele verdiğiydi. Bu mücadele aslında toptan bir mücadeleydi. Sonrasında aramızda konuşmadığımız için söyleyebiliyorum ki, bizler babamın bu badireyi bir şekilde atlatacağına o kadar inanmışız ki, çoğu olasılık dâhilinde yeni bir sürecin başladığına kendimizi inandırmışız. En çok da anneciğim elbette… 

“Gitme” diyen iç sesimi dinleyip hastaneye gelişim ve doktorla yaşanan bu diyalogdan sonra babamı çok kısa görmeme izin vermeleri tamamen bir şanstı. Bunun için o doktorlara sonsuza kadar minnettarım çünkü sevginin ve özellikle de babama olan sevgimin derinliğini, büyüklüğünü görebildim. Adeta bir covid’le mücadele ekibine yarışır bir biçimde yoğun bakım ünitesi kostümlerini giyerken onu bilincini açık bulacağımdan habersizdim. Yaklaşık iki dakika önce bana ve annemle kuzenime, vücudunun toparlanması için onu uyuttukları bilgisini vermişlerdi. Şu an bu satırları yazarken gözlerim dolu dolu oluyor çünkü tekrar tekrar o an’ları yaşıyorum. An’larla insan ruhunun buluşması o kadar ilginç ve enteresan bir hadise ki, hiçbir teknoloji bunu çözecek o mistik güce sahip olamayacak çünkü fark yaratan tek bir gerçek var. O’nun adı da Sevgi… 

Nerede kalmıştık? Evet, ben kostümlerimi giyip babacığımı görmeye gidiyordum. Daha önceki gelişlerimde, orta kısalıkta olan o koridorda çekingenlikle önüme bakar, hızlı adımlarla yürür, açık kapılardan içeri hiç göz gezdirmezdim. İlk kez içerilere göz kesme fırsatım oldu. Hayal meyal yaşlı bir teyze hatırlıyorum. Umarım sağlığı yerindedir; dikkatimi dağıtmaya ihtiyacım varmış sanırım… Babamın bulunduğu koridor köşesindeki bölüme yaklaştığımda O’nu gördüm. İyi görünmüyordu ama doğal karşılamaya çaba sarf ediyormuşum bilinç dışı olarak şimdi fark ediyorum. Hani an’lardan ve insan ruhundan bahsettim ya yukarıda işte bir anda vücudu şişler içinde hasta yatağının başında değilmişim de, lisede izin gününde okulu kırmışım da yatağının başında uyan diyen bir kız çocuğu diyalogu yaşadık babamla… “Sen işe gitmedin mi?” “Gittim ama geldim.” “Annenler sabah buradaydı.” “Onlarla geldim.” Kuruyan dili damağı sürekli su ister gibiydi. Hemşirelere döndüm, “mendille ıslatabilirsiniz” dediler. Odanın sağında bulunan setin üzerindeki ıslak mendile uzandım. Yanına çok yaklaşmadan dudaklarını nemlendirip, karşısında ve yatağın ucundaki yerime döndüm. “Daha fazla konuşacak bir şeyimiz yok, sürekli gelip gelip aksatmayın işlerinizi benim için.” “Sen iyi ol da düşünme bunları, normal odaya çıkınca kapatırız boşluklarımızı.” “Ne kadar daha dayanabilirim bilmiyorum, yorgunum.” “Öyle deme, bu bir süreç ve sen toparlayacaksın.” “Gelmeyin işinize bakın bana yeter; toti napıyor?” “Ne yapsın dedesi okula gidiyor.” “Hadi daha fazla oyalanma buralarda, dinleneyim ben de.” Bu cümlenin üzerine gözlerim mosmor olan o ödemli kollarına çarptı. Bir anda sesim titreyerek “seni çok seviyorum.” Dedim, karşılık beklercesine yüzüne baktım. Kafasını sağa çevirip yukarı kaldırdı. “Elimden geleni yapacağım.” Dedi. Gerisin geri çıktım odadan. Karman çorman duygular içerisindeydim. Her şeyi sanki bir başkası yaşıyormuş gibiydi. O kadar bilinç dışı, içgüdüsel yaşamış ve tepkimelerle doluymuşum ki şu an anlıyorum tüm gerçeği… Bu onu hem benim son görüşüm hem de yaptığı son bilinçli konuşmaymış. Şimdi görüyorum.

Ailemizi temsilen gittiğim o an, o halde son duyduğu cümlenin “seni çok seviyorum” olması benim için çok farklı farklı şeyler ifade ediyor. Bir yanım çok ama çok mutlu oluyor çünkü bu yanım bana “adamcağız sevildiğini bilerek gözlerini hayata kapadı” diyor. Diğer yanım ise kendime acayip kızıyor çünkü “durduk yere neden veda eder gibi konuştun?” diye soruyor. Bambaşka bir yanım ise “acaba farklı konuşsaydım, o gün başka bir cümle duysaydı daha fazla mücadele edip bizlerle kalabilir miydi?” gibi olasılıkları sorguluyor.

Ama ben bu olasılıkları bilmiyorum ve bilmek de istemiyorum çünkü ailecek biz birbirimize öyle değer vermiş ve öyle sevmişiz ki, son dakikaya kadar birbirimize rol yapmışız belki de… Anlattığım durum ve diyalogların hepsi gerçek, sıfır yaratıcılıkla olanı aktarıyorum belki de ilk kez. Ben o kadar geçmişe dönmek istemişim ki, babamın durumu ortada olduğu halde, doktorların bu konuşmasına rağmen durumun ehemmiyetini idrak edememişim. O kadar masummuş ki bu diyalog karşılıklı beyaz yalanlar ve çıplak gerçekler bir arada dönmüş. O kadar veda etmemişiz ki ama vedalaşmışız ki, onun yenik düşen kalbinin güzelliği bugün bana yaşama dair güç ve inanç verebiliyormuş.

Babam bana o kadar beklenmedik, ani ve doğal bir veda etti ki, ben gözlerimi kapadığım her an onunlayım. Tüm felaket senaryolarımın dışında, farklı ve beklenmedik bir veda oldu bu. Bugün içimdeki kız çocuğu, evin küçük kızı boşluğa kulak kabarttığında hala babasının saat gibi atan kalp ritimlerini duyabiliyorsa şayet sadece layığıyla sevdiği ve sevilebildiği içindir. Uyuduğu yatağında alarm sesiyle gözlerini açıp tavandaki ışığı yakmak istemiyorsa şayet, babasını özlüyor ve onun geri gelmeyeceğini kabul etmek istemediği içindir. Farkındalık lakırdılarını boş verin, iyiyi kötüyü, acıyı tatlıyı hissetmeye ve bu hisleri abartmadan olduğu gibi göstermeye bakın. An şu andır. Gözlerimi kapadığım, nefes aldığım her an babacığıma ve aileme olan sevgimi hissediyorum. Kendini sev saçmalıklarına kapılmayın, ancak sevildiğinizi hissettiğiniz kadar kendinizi sevebilirsiniz. Kendiniz için en iyiyi istemeyin, elinizdekinin en iyisi olduğunun bilincine varın. Başkalarıyla ve örnekleriyle kendimizi kıyaslamanın bizleri felakete sürükleyebileceğini unutmayın. Kaybettiğiniz her an’ın bir yenisinin gelmeyeceğini düşünün ve ona göre sevgiyle, layığıyla yaşayın.

Sevgiyle kalın

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s